Japonya Gezgini

Japonya’daki Maceralarda 4. Yıl

30.07.2022
8
Japonya’daki Maceralarda 4. Yıl

Bundan üç sene önce Japonya’daki 1. yılımı yazmıştım ve o yazımı yazarken her seneidevriyemde bir yazı kaleme almayı planlamıştım. Aradan üç sene geçmiş ve ben bloga yazı yüklemeyi unutuverecek kadar Japonya’daki hayat akıp gitmiş. Sizlere Japonya’daki maceralarda 4. yıl başlığı altında geçen son dört yılın kısa bir özetini anlatacağım.

Japonya’ya Alışma Dönemi

Dört yıl belki çok da uzun bir süre olmayabilir ama bu dört seneye belki de on senelik maceraları sığdırdım diyebilirim. Bu kadar hızlı olmamın birkaç sebebi var tabiki. Öncelikle dil öğrenme ve konuşma noktasını temel ölçüde Türkiye’de hallettiğim için işe girmem ve topluma karışmam zaman almadı. Kaldı ki çok kısa bir süre içinde geçmiş dönem Japonya tecrübelerimin de etkisiyle alışma dönemi denilen kısmı da hızlıca atlatmış oldum. Bununla beraber yaşımın ilerlemiş olması ve bir an önce hayatı düzene koyma, ailevi sorumluluklar derken kendimi önce bir market (familymart) çalışanı sonra da taksici olarak buluverdim.

Japonya’daki mini marketlerin nasıl çalıştığına dair bir sohbet

Japonya’da İş Ararken

Ehliyetimi alır almaz (ki bunun pek de kolay olduğu söylenemez, konuyla alakalı video linkini hemen aşağıya bırakıyorum) kendimi taksi firmasında buluverdim. İlk geldiğimde ileriye yönelik Türkiye’ye dönme hedefiyle Türkiye-Japonya arası işlere odaklandım. Birkaç ilana başvurdum ve bir tanesinden de ciddi anlamda direkten döndüm diyebilirim. Bir yandan iş ararken bir yandan da yapmayı düşündüğüm Tokyo’da turizm rehberliğine yönelik çalışmalar yapıyordum. Akabinde turizm taksi şoförlüğü adlı bir ilan dikkatimi çekti ve rasgele başvuru yaptım. Hemen ertesi gün telefon geldi ve mülakata çağrıldım. Mevzu o kadar hızlı ceryan etti ki kendimi şirket çalışanı olarak eğitim döneminde buldum. Mülakatta yabancı dil konuşabilen bir şoförün turistlere yönelik taksi hizmeti şeklinde bir iş tanımı yapılsa da bunun bazı lisansları edinme şartına bağlı olduğu da belirtildi.

Videoyu özetlediğim yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Japonya’da İlk Türk Taksici

Tam dört ay süren sıkı eğitim süreci içinde zor mu zor üç ayrı sınavdan geçip ancak taksici olabildim. Eğitim döneminde kendime defalarca acaba biz uçak falan mı kullanacağız ki bu kadar sıkı eğitim alıyoruz demişimdir. Önce ağır ezber gerektiren bir harita sınavından geçtim. Tokyo’nun yollarını, kavşaklarını, binalarını ve önemli yerlerini didik ettik ve o sınavdan anlımızın akıyla geçtik. İkinci sınav trafik kanunu sınavıydı ve bir hayli zordu. Zorluktan kastım sınavların hepsinin Japonca olması ve benim japonca okur yazar olmamamdan kaynaklanıyor. Japoncayı konuşmak neyse de okumak ve yazmak tam bir işkence olduğu için hele ki böyle hukuk dili içeren sınavlardan geçmek ciddi bir mücadele gerektiriyor. Açıkçası ben pek tavsiye etmem. Bu iki sınavı verdikten sonra sürücü kursuna gönderildik. Yaklaşık on gün boyunca birbirinden zorlayıcı hocaların tedrisatından geçtikten sonra sürücü sınavını da vermiş olduk. Kaldı işi yapmamızdaki son engel olan tip 2 ehliyet sınavı. Soru sayısı fazla süresi ise az olan bu sınavdan geçmek de pek kolay sayılmaz. Sınav ehliyet merkezlerinde her gün iki kez yapılıyor. Ben üçüncü denemem de 90 üstü puan alarak geçtim. (Lakin geçer puan 90). Sınavları ve süreci güzelce anlattığım video ise hemen aşağıda.

Taksici Göreve Başlıyor

Sınavlar verildi ve firmanın saha eğitimleri başladı. Hocalarımız son derece profesyonel şekilde sahada farklı müşteri tiplerine rol olarak bürünüp bizi teste tabi tuttu. Gerçekten en stresli dönemim bu saha çalışmaları olmuştu. Bağırıp azarlayan mı dersiniz yoksa kafanızı ütüleyen mi? hemen her insan tipine yönelik tiyatrolarda görev aldık. Bir an önce bitmesi için dua ediyordum. Mezun olmama kısa bir süre kaldı ki Japon TBS televizyonundan bir haber ekibi benim mezuniyetimi ve meslekteki ilk günlerimi konu alan kısa bir haber belgeseli yapmak istedi. Ben de var olan stresimi daha rahat atabilmek için bu tekliflerini kabul ettim ve heyecanlı çekimler başladı. Saha eğitimlerinden meslekteki ilk günüme kadar araç içi ve dışı detaylı çekimler yapıldı. Mesleğe başladıktan bir ay sonra da televizyonda yayınlandı. (Aşağıdaki videoda bazı görsellerine yer verdim) Yayınlandıktan hemen ertesi günden yaklaşık bir seneye kadar tahmin ediyorum, aldığım müşterilerin ‘aaa biz seni televizyonda izledik’ dediğini hatırlıyorum. Bana ciddi manada moral kaynağı olduğunu söyleyebilirim.

Japonya’da Taksicilik Maceraları

Turizm taksi şoförlüğü derken bildiğiniz Tokyo’nun heryerine girip çıkan bir taksi şoförü olmuştum. Sabah işine yetişmeye çalışanı mı dersin, akşam içkiyi fazla kaçırıp arabada uyuyakalanını mı dersin yoksa yakuzası mı dersin birçok kesimden insanı araca aldım. Bir çok insanla karşılaştım ve az çok Japon toplumunu genci ve yaşlısıyla tanıma fırsatı buldum. Başlıkta maceralar yazdım ancak burda müşterilerle yaşadığım maceraları yazmam doğru olmaz. Bu sebeble bu kısmı biraz hızlı geçiyorum. Tokyo şehir rehberliği sınavına hazırlanmayı pek gözüm kesmemişti ve ben işime devam ediyordum ki meşhur Covid-19 pandemisi patlayıverdi. Ortada ne turizm kaldı, ne doğru düzgün müşteri. İşlerin tadı kaçtı ve iş durdurma uygulamaları başlayıverdi. Büyük bir zamanımı evde geçiriyordum ki yıllar önce kafamı kurcalayan Japonda’da pastacılık konusuna eğilmeye başladım. Bu süreçte anadolu ajansa röportaj bile verdik. Buradan okuyabilirsiniz.

Japonya’da Pastacılık Eğitimi

Daldan dala atlıyormuşum gibi gözükse de öyle değil. Japonya’da yaptığım her iş beni bir sonraki adımıma hazırlayıverdi. Allah’ın bana yazmış olduğu kader ve benim çalışma, gayret ve dualarım neticesinde yolum bu sefer pastacılığa düştü. Bu konuyu değerlendirdiğim yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Öncelikle taksi işi devam ederken kısa süreli ve sadece teknik kabiliyetlerin öğretildiği bir kursa yazıldım. (ABC Cooking Studio) Önce temel seviyeyi sonra da uzman seviyenin yarısına kadarlık kısmını tamamladım. Toplamda 9 ay boyunca eğitim aldım. Eğitimler devam ederken hesapta olmayan ama hayallerde olan bir kapı açılıverdi. Nerden aklımıza geldi bilmiyorum; ‘acaba pastacılık okuluna mı gitsem’ deyiverdim kendi kendime. Hanımın sağolsun araştırmaları neticesinde burslu bir eğitim programına başvuru yaptım.

Tokyo’da Pastacılık Okulu

Başvuru süreci mülakatlar derken süreç o kadar hızlı işledi ki bir anda kendimi taksicilik işini bırakmış ve okul sıralarına tekrar dönmüş olarak buldum. Sen de kendini hep bir yerlerde buluyorsun dediğinizi duyar gibiyim. :)) Evet resmen öğrenci olmuştum. Hem de Japonya’da Tokyo’da pastacılık bölümünde. Sınıf arkadaşlarımın büyük bir çoğunluğu daha yeni liseden mezun olup gelmiş genç arkadaşlarken ben yaşı kırka dayanmış biri olarak marjinal bir konumdaydım. Tabi yalnız değildim bu konuda, lakin benim gibi 12 kişi daha vardı sınıfımızda. Sınıf mevcudumuz 33 kişi bu arada. Ben bu yazıyı kaleme alırken okul hala devam ediyor ve ikinci sınıfın yaz tatilindeyim.

Japonya’da Pastacılık Ekolü

Gerçekten bir ekol. Japonlar inovasyon konusunda kendilerini çok iyi yetiştirmiş insanlar. Yurtdışında yapılmış bir şeyi kendi ülkelerine uyarlayıp daha güzelini yapma konusunda her alanda öne çıkıyorlar. Pastacılık mevzusunda da öncelikle Fransa ve Avrupa, Asya ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden aldıkları tarifleri damak tatlarına uygun şekilde revize etmeyi başarmışlar. Gerek yemek gerekse tatlı ve pasta kategorisinde inanılmaz bir çeşitlilik hakim olmuş vaziyette. Japonya’ya gelip herhangi bir alışveriş merkezinin veya marketin pasta reyonuna uğradığınız zaman ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Bu insanlar bu kadar çeşidi hangi ara düşündü ve bu kadar çeşide hakikaten ihtiyaç var mı diye kendi kendinize sorabilirsiniz. Televizyon kanalları devamlı yeni bir tatlının farklı varyasyonlarını deneyip anlatanlarla dolu durumda. Ne nerde yenir kim neyi keşfetti vs. gibi anlatımlarla bir anda fısıltı şeklinde yayılan, dükkanların önünde enteresan kuyrukların oluştuğu bir ülke Japonya. Dükkan küçük, satılan şey ise tek çeşit dahi olsa, eğer güzel bir ürün sunuyorsanız piyasaya, kendinizi çok kısa zamanda meşhur edebilirsiniz. Pastalardaki şeker oranının önemi, farklı tatların dilde hangi kıvamda çözülmesiyle güzel bir tat bırakacağına kadar detayları bilimsel şekilde çalışmış durumdalar. Yapılan ürünler ve bu ürünleri titizlikle yapan insanları görünce insana saygı kelimesinin ürünlerdeki karşılığını anlayabiliyorsunuz. Hemen her sahada bu saygı kültürü karşınıza çıkıveriyor.

Konuyu çok uzatmadan bağlamak isterim. Japonya’daki maceramı anlat anlat bitmez. Her bir başlık belki de saatlerce yazmamı gerektiren konuları kapsıyor. Son dört yılımı şöyle kısa ve hızlı bir özet geçmek istedim sizlere. İlerleyen dönemlerde gerek geçmişe yönelik gerekse şu an içinde bulunduğum pastacılık eğitimi ile alakalı da yazılar yazmak istiyorum. Şimdilik Allah’a emanet olun…

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Japonya Gezgini © 2018 - Dijital Reklam Ajansı We Dijital