Japonya Gezgini

Japonya’da Cinsiyet Eşitliği ve Kadın Olmak

22.09.2018
1.083
Japonya’da Cinsiyet Eşitliği ve Kadın Olmak

1996 yılının Aralık ayında, Japon hükümeti 2000 yılı için Japonya’da Cinsiyet Eşitliği Planını hazırladı. Bu durum, 1999’da Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Temel Yasasının yürürlüğe girmesini sağladı. Bu yasada ele alınan beş temel ilke: kadın ve erkek için insan haklarına saygı, sosyal sistem ve uygulamaların göz önünde bulundurulması, politikaların planlanması ve karara bağlanması, aile hayatındaki faaliyetlerin ve diğer faaliyetlerin uyum çalışması ve uluslararası işbirliğidir.

1999 yasası uyarınca, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Temel Planı, Aralık 2000’de Bakanlar Kurulu tarafından onaylandı. Bu plan, aşağıdaki 11 öncelikli hedefi içeriyor:

  1. Kadınların politikada karar verme süreçlerine katılımını genişletmek
  2. Sosyal sistemleri ve uygulamaları gözden geçirmek ve reform yapmak
  3. Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı bir bakış açısıyla farkındalık yaratmak
  4. İstihdam alanında eşit fırsat ve muameleyi güvenceye almak
  5. Kırsal alanlarda cinsiyet eşitliğini sağlamak
  6. Kadınların ve erkeklerin çalışmalarını aile ve toplum yaşamı ile uyumlu hale getirme çabalarını desteklemek
  7. Yaşlıların huzur içinde yaşamaları için koşulları geliştirmek
  8. Kadına karşı her türlü şiddeti ortadan kaldırmak
  9. Kadınlar için hayat boyu sağlığı desteklemek
  10. Medyada kadın haklarına saygı göstermek
  11. Cinsiyet eşitliğini teşvik eden eğitim ve öğretimi zenginleştirmek ve seçim hakkını kolaylaştırarak “eşitliğe” katkıda bulunmak.

Ocak 2001’de merkezi hükümetin yeniden yapılanmasının bir sonucu olarak, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Konseyi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Bürosu Kabine Dairesi oluşturuldu. Kabine Ofisinin beş önemli politika konseyinden biri olan Japonya’da Cinsiyet Eşitliği Konseyi, toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki temel politikaları ve diğer önemli konuları inceler. Konsey, toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmada kaydedilen ilerlemeyi izler ve hükümet politikasının toplumsal cinsiyet eşitliği süreçleri üzerindeki etkisini araştırır.

Japonya’da Cinsiyet Eşitliği

Japonya’da Cinsiyet Eşitliği Bürosu, Konsey sekretaryası olarak hizmet vermektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini benimseyen bir toplumun oluşumunun teşvik edilmesinin yanı sıra planların oluşturulması ve uygulanması ile ilgili genel koordinasyonun sağlanması için çalışılmaktadır.

Her yıl kadınların hükümete ve siyasete katılımı için çağrıda bulunuluyor. Böylelikle hükümet, kadın konseyleri ve komisyonları hakkında kadın üye sayısını artırma politikasını benimsemiştir.

Japonya’da Cinsiyet Eşitliği ve Kadınların Çalışma Koşulları

Nisan 1986’da yürürlüğe giren Erkek ve Kadın Fırsat Eşitliği Yasası, 1997 yılının Eylül ayında, kadın erkek ayrımcılığına karşı önlemler alınması amacıyla gözden geçirilmiştir. 1999 yılında uygulanan gözden geçirilmiş hükümler; işe alım, istihdam, belirli yayınların tahsisi ile birlikte işte yükselmede cinsiyete dayalı ayrımcılığı yasaklamaktadır. Ayrıca cinsel tacizin önlenmesinde işverenlere toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık vakaları için daha açık sorumluluk verilmiştir.

Erkekler ve Kadınlar için Eşit İstihdam Fırsatı Yasası’nın revizyonu ile birlikte, Çalışma Standartları Yasası, kadınların tatillerde, gece geç saatlerde ve diğer düzensiz çalışma saatlerinde yaptıkları işlere özel kısıtlamalar getirecek şekilde revize edildi. Bu revizyon, kadınlara özel muamele yapılmasının bir tür toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık olduğu fikrinin altını çizmiştir. Kadınlar ve erkekler için çalışma koşulları eşitlenmiş olsa da, aslında kadınların ev işlerini yapmak ve çocukları yetiştirmekten sorumlu oldukları konusunda yerleşmiş bir algı vardır.

Japonya'da cinsiyet eşitliği

Tokyo, Japonya

Japonya’da Cinsiyet Eşitliği ve Kadın Olmak

2016 yılında Japonya’daki tüm sanayi dallarında istihdam edilenlerin % 44,2’si kadındı. 1975 yılında ise buna karşılık gelen değer % 32 olmuştur. Bu süre zarfında daha fazla sayıda kadın, özellikle hizmet ve gıda endüstrilerinde, toptan ve perakende satış noktalarında ve elektrikli ekipman üretiminde istihdam edildi.

Japonya’da yirmi yılı aşkın bir süredir devam eden ekonomik durgunluk, şirketlerin yeni üniversite mezunlarının işe alımlarında kesintiye gitmesine neden oldu. Bu da genç kızlar için çok zorlu bir ortam yaratmaktadır.

Özellikle bayan mezunlar daha fazla yarı zamanlı işe girmektedir. Pek çok şirket, tanıtım toplantılarında bayan üniversite öğrencilerinin işe alım faaliyetlerini yürütmesine rağmen, gerçek uygulamada kadınlar için uygun ya da eşit istihdam olanakları sunamayabilmektedirler.

Gerçekler, kadınların çoğunun görünmez bir engel olarak algılandığını ortaya koymaktadır. Erkek ve Kadın Fırsat Eşitliği Yasası’nın 1997 revizyonunun, bu durum üzerinde olumlu bir etki yaratmaya devam edeceği umulmaktadır.

1990’ların ortalarından beri, tüm işçiler arasında erkek ve kadın düzensiz veya yarı zamanlı çalışanların oranı, 1996’da % 20’den 2016’da % 37.5’e çıkmıştır. Deregülasyon, bu eğilimi büyük ölçüde artırarak bu trendi hızlandırmıştır. Şirketlerin normal çalışanlar yerine geçici işçileri kullanabileceği iş kategorileri giderek artmıştır. 1980’den beri çiftlerin istihdam edildiği hanelerin oranı giderek artmaktadır. 1995 ve 1996 yılları hariç, 1992’den bu yana, iki gelirli hane sayısı, sadece erkeğin istihdam edildiği hane sayısını aşmıştır.

Japonya’da Doğum Oranı Neden Düşük?

Hem erkekler hem de kadınlar için evlilik yaş ortalamasının artması ve bekar olanların sayısındaki artış, doğum oranı düşüşlerinin ardındaki temel faktörlerdir. Çalışan kadınların çocuk sahibi olma konusundaki isteksizliği, çocukların topluma uyumlu hale getirilmesine yardımcı olacak kamu sistemlerinin yetersizliği de bu konuya katkıda bulunmaktadır. Sağlık ve Çalışma Bakanlığının bir araştırmasına göre, araştırmaya katılan annelerin % 70’inden fazlasının ilk çocuklarının doğumundan bir yıl önce çalıştığı, doğumdan altı ay sonra ise % 70’in üzerinde annelerin çalışmadığı tespit edilmiştir.

Ev dışında çalışmak isteyen anneler için bir başka engel de ev işlerine ve çocuk bakımına yardım etme noktasında erkeklerin hala az katılım göstermesidir. Bu kısmen, ev işlerinin ve çocuk bakım hizmetlerinin “kadın işi” olduğu yönündeki derin köklü algıya dayandırılabilir. Fakat sorunun bir başka kısmı da, özellikle 25 ila 40 yaş grubundaki ebeveynlerin küçük çocuk sahibi olmaları durumudur. Bu durum, uzun mesai yapan erkeklerin ev ve çocuk işlerine katılımını düşürmektedir.

Hükümet, azalan doğum oranı sorununun ne kadar önemli olduğunun farkında olacak ki, 1991 yılında çocuk bakımı yasasını çıkarmıştır. Bu yasa, özellikle bir yaşından küçük çocuğa sahip ebeveynlere, işverenlerin daha fazla izin vermeleri noktasında hükümler içerir.

Daha sonra birkaç kez gözden geçirilen yasa, şu anda, bir buçuk yaşına kadar çocuk bakım izni almak için belirli kriterleri karşılayan kişilere izin hakkı vermektedir. Ayrıca yasada, ilkokul çağından daha küçük bir çocuğun, hastalandığında veya yaralandığında bakımını yapmak için ebeveynlerinin yılda beş güne kadar izin alabilmesini sağlayan hükümler bulunmaktadır.

Yaşlanan Toplum ve Japonya

Düşen doğum oranına ek olarak, toplumun yaşlanmasının ardındaki bir diğer etken ise yaş ortalamasındaki yükseliştir. Japonya’da ortalama yaşam süresi kadınlar için 87.14 yıl ve erkekler için 80.98 yıldır (2016 itibariyle). Japonya dünyadaki en uzun yaş ortalamasına sahiptir. Kadınlar, 65 yaş ve üstü nüfusun % 60’ından az ve 85 yaş ve üstü nüfusun % 70’inden fazlasını oluşturuyor. Yaşlı nüfusun artmasıyla 2000 yılında, uzun vadeli bakım sigortası sistemi uygulanmaya başlanmıştır.

Evde yaşlı akrabalara bakım gerektiğinde ise sorumluluk yine kadınlara düşmektedir. Bu durumda çalışanların ihtiyaçlarının giderilmesi için, 1995 yılında Çocuk Bakım Yasasına “Aile Bakımı İzni” hükümleri de eklenmiştir. 1999 yılında tümüyle yürürlüğe giren bu revizyon ile işçilerin; eşlerine, ebeveynlerine, okul öncesi çocuklarına özel bakım verme ihtiyacına cevap vermesi için belirli zamanlarda işlerini bırakmaları sağlanmıştır.

Japonya’da Evlilik Oranının Düşmesi

Japonya’da, lise sonrası örgün eğitime devam eden kadınların oranı çok yüksektir. 2016 mali yılında, liseden mezun olan kadınların % 57,1’i ve erkeklerin % 55,6’sı üniversitelere giriş yapmıştır.

Kadınlar, bir yüksek öğrenim kurumundan mezun olduktan sonra erkeklerle eşit bir şekilde çalışmak ister. Sonuç olarak, bir kadının yaşam hedefi olarak evlilik kavramı geçmişe göre daha az yaygın hale gelmiştir.

Ulusal Nüfus ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırmaya göre, evlenmemiş erkek ve kadınlar, evliliğin, yaşam tarzlarının ve arkadaşlarla olan ilişkilerinin kısıtlanmasıyla sonuçlanacağına ve bunun da psikolojik yükleri beraberinde getireceğine inanmaktadır. Sonuç olarak, artan sayıda insan, geç evlenmeyi ya da yaşam boyunca bekar kalmayı seçiyor.

1980 yılında, 25 ve 29 yaşları arasında evlenmemiş olanların oranı erkeklerde % 55,1 iken, kadınlarda ise bu oran % 24 idi. 2015 yılına gelindiğinde, bu oranlar erkekler için % 72,5 ve kadınlar için % 61 olmuştur. Ulusal Nüfus ve Sosyal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü raporunda, bugün 16 yaşından küçük olan kızların bir kısmının hayatları boyunca evlenmeyeceği tahmini yapılmıştır.

2015 yılında yapılan istatistiklere göre, ilk evlilik yaş ortalaması, kadınlar için 29.4 iken erkekler için 31.1’dir. Japonya’da gerçekleşen geleneklerdeki değişikliklerin bir başka göstergesi de artan boşanma oranıdır. 1000 nüfus başına düşen boşanma oranı, 1980 yılında 1.22 iken, 2016 yılında 1.73’e yükselmiştir.

Japonya’da İş ve Yaşam Dengesine Doğru

Japonya’da erkekler arasındaki farkındalık da değişiyor. Geçmişte pek çok erkek, ailesinin geçimini sağlamaya yönelik kariyer odaklıydı ve ev işleri ile çocuk bakımlarını eşlerine bırakmıştı. Ancak şimdi daha fazla erkek, aileleriyle vakit geçirmeye kendini adamış durumdadır.

Ayrıca, istihdam tarzlarındaki değişikliklerle beraber çift gelirli hane halkı ile aile reisinin bir şirket çalışanı ve benzeri olduğu hane halkları çoğunluktadır. Toplumun içinde, bu tür değişikliklere paralel olarak, yemek pişirme ve çocuk bakımında aktif rol oynayan erkekler için destek sağlama eğilimi de ortaya çıkmıştır. Daha fazla şirket, erkek çalışanların çocuk bakım izni almalarını teşvik ederken belediyeler çocuk bakımı için zihinsel hazırlık gibi konularda erkeklere de ebeveynlik kursları sunuyor.

Küresel toplumun gelişimi ve barışı için adil bir anlayışın var olması kaçınılmazdır. Japonya’da cinsiyet eşitliği kapsamında özellikle kadınlarla ilgili düzenlemelerin öne çıkması ise gerçekten manidardır. Bu durum aslına bakılırsa dünya çapında düşünüldüğünde hemen hemen bu şekildedir. Cinsiyetin ne olduğundan çok bireysel eğitimin ve toplumsal katma değerin tartışılması daha anlamlıdır diye düşünüyorum.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Japonya Gezgini © 2018 - Dijital Reklam Ajansı We Dijital